ANALİZLER

Yrd. Doç. Dr. Özüm Sezin Uzun

İstanbul Aydın Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi

Suriye Krizi Çözümünde İran - AB İlişkileri

Avrupa Birliği Dış Politika Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton, 8 Mart 2014 tarihinde Tahran’a gerçekleştirdiği ziyarette İran Meclis Başkanı Laricani ile temaslarda bulundu. Meclis binasında gerçekleşen görüşmede Laricani, “Suriye krizinin çözümü için AB ile işbirliği yapmaya hazırız” ifadesini kullandı. Görüşmelerle ilgili ayrıntılar İran Meclisi resmi sitesinde yayınlandı. Laricani-Ashton arasında gerçekleşen görüşmelerde meclisin dış meseleler ve milli güvenlik konularındaki yetki ve sorumlulukları hakkında Ashton’a bilgi veren Laricani, “İslami Şura Meclisi, dış politika ve milli güvenliği ilgilendiren konuları, alanlarında uzman komisyonlar aracılığı ile dikkatle takip ediyor. Nükleer konusundaki son gelişmeler de milletvekillerinin katılımıyla birçok oturumda incelenmiştir” diye konuştu. “Batı’nın, geçmişte İran’ın iyi niyetine karşılık nükleer konusundaki taahhütlerini yerine getirmediğini” söyleyen Laricani, “Şimdi AB ve 5+1 ülkelerinin ortak hedeflere ulaşmak için samimi somut adımlar atmasının zamanı” olduğunu belirtti. İran Meclis Başkanı Ali Laricani’nin Tahran’ın yaptığı, Suriye krizinin çözümü için Avrupa Birliği (AB) ve 5+1 ülkeleri ile ortak hedefler için samimi ve somut adımlar atılmasının gerektiği şeklindeki açıklamaları hakkında İstanbul Aydın Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Özüm Sezin UZUN, TÜRKSAM için değerlendirmelerde bulundu:


“AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton’un 8 Mart’ta gerçekleştirmiş olduğu Tahran ziyaretindeİran ve AB ülkeleri arasında işbirliği fırsatları gündeme gelmiştir. Bu çerçevede İran’ın nükleer programı ve diğer bölgesel konuların çözüme kavuşturulması, görüşmelerin temel eksenini oluşturmuştur. Ashton’un ziyareti birçok açıdan önemlidir. Öncelikle, İran’ın nükleer programıyla ilgili devam eden müzakere sürecinde taraflar arasındaki ilişkilerin seyri dikkatle takip edilmektedir.2013 yılının Kasım ayında İran ve P5+1 arasında İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini askıya alması karşılığında bazı ekonomik yaptırımların sona erdirilmesini kapsayan geçici bir anlaşma imzalanmıştır. Nihai anlaşmanın Temmuz ayında tamamlanması öngörülmekle birlikte bu sürecin ne kadar zor olduğu bilinmektedir. Teknik zorlukların yanı sıra, siyasi alanda karşılaşılabilecek sorunlardan bir tanesi İran iç siyasetindeki aktörlerin müzakere sürecine karşı tavırlarından kaynaklanabilir. İranlı yetkililerin İran’ın barışçıl amaçlı uranyum zenginleştirme hakkından vazgeçmeyeceği söylemleri ve ABD’nin İslami Devrim değerlerine hala tehdit olarak algılanması karşılaşılabilecek sorunları tetikleyebilir. Bu bağlamda, Ashton’un Tahran ziyareti İran’daki çeşitli siyasi aktörlerin nükleer müzakerelerle ilgili düşüncelerini anlamaya yönelik yapılmış izlenimi vermiştir.ler yoluyla çözülmesini savunurken, Ashton Suriye krizinin seçimlerle çözülemeyecek kadar derin ve karmaşık olduğunu ifade etmiştir.
Görüşmeler esnasında Suriye krizine yönelik işbirliği fırsatları da konuşulmuştur.

Meclis Başkanı Ali Laricani, Ashton ile görüştükten sonra AB ve P5+1 ülkelerinin ortak hedeflere ulaşmak için somut adımlar atmasının zamanının geldiğini söylemiştir. Ashton da Suriye krizi hakkında öncelikli konunun insani yardımlar olduğuna vurgu yaparak bu konuda İran’ın önemli bir rolü olduğunu ifade etmiştir.Ancak unutmamak gerekir ki,Suriye dahil bölgesel konularda işbirliği fırsatları öncelikle nükleer müzakerelerin başarılı devamına bağlıdır. Her iki taraf Suriye krizinin diplomatik yollarla çözülebileceğini düşünse de yaklaşım tarzlarındaki farklılık bir kez daha görülmüştür.İranlı yetkililer, Suriye krizinin seçimler yoluyla çözülmesini savunurken, Ashton Suriye krizinin seçimlerle çözülemeyecek kadar derin ve karmaşık olduğunu ifade etmiştir.

Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın sert politikalarından sonra Cumhurbaşkanı Ruhani’nin faydacı politikaları, İran-Avrupa ilişkilerinde yeni bir normalleşme dönemi mi başlatmaktadır? Bu sorunun olumlu cevabına, Ruhani’nin politikalarının katkısı olmakla birlikte uluslararası sistemde yaşananların da katkısıbüyüktür.Rusya-Ukrayna arasında Kırım meselesinden dolayı artan gerginlik AB için oldukça önemlidir. AB, doğalgaz ihtiyacının yaklaşık %25’ini Rusya’dan karşılamakta, bu oranın da %80’i Ukrayna üzerinden ulaşmaktadır. Avrupa’nın Rus doğalgazına olan bağımlılığı ve bu bağımlılığı azaltma ihtiyacı dikkate alındığında Avrupa için İran’ın sadece nükleer programından dolayı değil, sahip olduğu doğalgaz kaynakları açısından da önemi büyüktür. Aynı zamanda müzakerelerin başarıya ulaşmasıyla İran petrol ihracatının da artacağı kesindir. İran’ın ihraç ettiği günde 1.3 milyon varil petrole, 6 ay içinde 1 milyon varilin daha eklenebileceği tahmin edilmektedir.Dolayısıyla İran’ın enerji sektöründeki payı ve önemi dikkate alındığında İran-AB ilişkilerinin yakınlaşma sürecinin başlangıcında olduğunu söylemek yanlış olmaz. Ancak bu yakınlaşmanın kalıcı olabilmesinin önündeki zorluklar da bellidir. Bu zorlukların başında, bölgesel konularda işbirliğini ve nükleer müzakerelerin kalıcı bir anlaşmayla sona ermesini engelleyebilecek olan her iki tarafın güvenlik kaygılarındaki farklılıklar gelmektedir” olarak değerlendirdi.

Bu makalede belirtilen görüşler ve bilgiler yazar(lar) a aittir ve mutlaka İstanbul Aydın Üniversitesi Tevekkül Karman Global Barış ve Demokrasi Merkezi'nin görüşünü yansıtmamaktadır.